24 Nisan 2010 Cumartesi

GP Haydarpaşa'dan bildiriyor...

Taşınabilir Sanat Hatırası :)

"Haydarpaşa ya doğru trenle giderken kafamda birsürü soru işareti nerden başlayacağını bilememe hissi vardı.İlk yarım saat yabancılık çektim kabul ama sonra Haydarpaşanın insan seline karıştım, bilhassa gözünde merak gördüğüm insanlara yaklaştım, "ilginizi çektiyse vaktiniz varsa size bu elinde bavul bekleyen kadının hatta daha fazlasının hikayesini anlatabilirim" dedim.

İnsanların çoğu beni geri çevirmedi ve haydarpaşada eserler arasında turumuz başladı. kimi mendilleri kimi ilginç buldu kimi çamurlu topuklulardan etkilendi, kimi bohçalarda kendi hikayesini buldu, kimi fatoğraf karelerinde istanbula göçen dedesinin yüzünü gördü. Ama Haydarpaşa'dan İstanbul a doğru ilerleyen dinleyicilerimin hepsinin kafasında sanat adına sarsılmış tabuların yada anımsadıkları kendi hikayelerinin olduğunu biliyordum artık.

Kimlerle konuşmadım ki yıllar önce İstanbula göçüp gelmiş emekli olmuş ama artık istese de memleketine dönemeyen ,illede istanbul diyen yaşlı amca; kocasının kolunu her eserde çekiştirip bunu da dinleyelim bak buda nekadar ilginçmiş diyen genç bayan , önce dalgasına gelip birkaç soru soran sonra ilgiyle beni dinleyen üç genç, tüm eserleri büyük bi ilgiyle dinledikten sonra biz de gönüllü olmak istiyoruz diyen üç liseli kız ve daha nice hüzünlü mutlu analar.

Özetle ben çok eğlendim... suan sırtım ağrıyor, cidden yorulmuşum ama değdi. ilk gönüllülük deneyimime ben on üzerinden on verdim gitti :)"

Yazan : Serpil Çil

"Neler olmadı ki:)

Bohçaların bu kadar ilgi çekeceğini düşünmemiştim açıkçası. Herhalde birçok insan kendinden bir parça buldu o bohçaların içinde. Saatler de ayrı bir ilgi çekti tabi. 80 + 1 çalışması birçok kişi tarafından beğeni gördü.

İşin ilginç tarafı (ki bunu bugün birkaç arkadaş ile konuştuk) insanlar biz ne zaman yaklaşmaya çalışsak ya da sergi gibi kelimeler telaffuz etsek içgüdüsel olarak bir uzaklaşma belirtisi gösteriyorlardı. Ya anlayamayacakları(!) şeyleri kafalarına vurar gibi anlatacağımızı ya da bir tür sanattan dışlanma psikolojisi ile bizden pek de ümitvar değillerdi. Ama biraz bizden biraz eserlerden bahsettikten sonra herkesin tepkisi çok güzeldi, konuyu ve Gar'ın Göç gibi bir konuyu misafir etmesini çok beğendiklerini vurguladılar.

Gönüllü programını merak edenler oldu, onlara bizim de bildiğimiz kadarıyla sistemi anlattık.

İşte böyleydi, sevdik sevildik yani:) "

Yazan : Betül Kondu

2 yorum:

  1. Elinize dilinize sağlık arkadaşlar. Çok kıskandım, keşke ben de gelebilseydim :)

    YanıtlaSil