11 Mart 2010 Perşembe

Gönüllü Programı Prodüksiyon Eğitimi başvuruları açıldı……

Gönüllü Programı yepyeni eğitimlerle gönüllüleriyle buluşuyor…..
2010 yılının ilk prodüksiyon eğitimi tarihi belirlendi.17 Mart 2010 Çarşamba günü Sepetçiler Kasrı’nda yapılacak olan eğitimde; gönüllülerin yer aldıkları etkinlikteki planlama, uygulama, ekip halinde çalışma, lojistik gibi etkinlik koordinasyonuyla ilgili konulardaki bilgi ve becerilerini arttırmak amaçlanmaktadır. Eğitim sabah saat 09:30 da başlayıp 18:30 da bitecektir.
Eğitim için başvuru formlarınızı en geç 15 Mart 2010 Pazartesi saat 17:oo ye kadar gonullu.egitim@istanbul2010.org adresine iletebilirsiniz.Başvuru formu olmayanlar yine aynı adresten, katıldıkları oryantasyonun tarihlerini belirterek form isteyebilirler.

5 Mart 2010 Cuma

Ajans Press


Az önce pidelerimizi yiyip ofise geri döndük. Ofise gelene kadar yolda bin türlü şaklabanlık yapan biz, Ajans asansörüne binince bir tür değişim geçiriyoruz. Takım elbiseli ve döpiyesli insanların arasında insanın daha fazla eğlenmesi mümkün olmuyor. Odalarda, salonlarda "önemli insanlar" "önemli projeler" hakkında "önemli toplantılar" yapıyor. Biz sessizce Moğollar'dan Ağrı Dağı efsanesi dinliyoruz :)

Bu sabah Ayşegül ve Fırat yeni bir ofis malzemesi icat etti. Buna bir isim düşünüyoruz. Yanlarında kalem koymak için kulakları olan, Uykusuz karakterlerinin çıkarmalarıyla süslenmiş üstüste iki raf. Raflara dosya kağıdı falan konuluyor. Tabi öyle gıcır gıcır , hiç kullanılmamışlar değil. Şöyle ucundan biraz yırtılmış, üzerinde çay lekeleri bulunan, saygısızın birinin bir imza atıp bıraktığı "defolu" kağıtlar. Onları ofis hayatımıza tekrar kazandırıyoruz. İsim önerilerinizi bekliyoruz. ( isim önerilerimizi lütfen gonullu.egitim@istanbul2010.org adresine gönderelim)

Bu isimsiz kahramanımız şimdi de Eray'a poz veriyor. Kendisini meşhur etmeye kararlıyız.
İşte fotoğrafımız da hazır. Oldu bu iş !..













3 Mart 2010 Çarşamba

Dolmabahçe Hatırası


Tarih 28 Şubat 2010. Günlerden Pazar. Bu tarihin birkaç gün öncesinde mailime düşen Dolmabahçe Sarayı gezisi haberinden sonra içim bir hoş olmuş, kursa gitmekle geziye gitmek arasında sallanıp durmuştum. Son anda doğru kararları vermekte üstüme olmadığının bir kanıtıdır bu yazı.

Bir önceki geziye, tarihi yarımada gezisine gidenler bilir. İstanbul’u felaket bir havanın esir aldığı zamanlardı. Ama yine de gözümüzü karartmış, İstanbul’un dört bir tarafından gelerek tarihimizi yerinden öğrenme fırsatını kaçırmamıştık. En azından ben çok uzun ve meşakkatli bir yolu göze almıştım. Gönüllülük ruhu bu demekti galiba.

Sevgili gezi ekibimiz bu kez rotasını Osmanlı’nın kuruluşunu gerçekleştirdiği topraklardan biraz daha aşağıya, Batılılaşma evresine tanıklık eden bir mekâna çevirmişti.

İlk durağımız Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii oldu. Sultan Abdülmecit’in annesinin adını taşıyan bu camii ne yazık ki Valide Sultan’ın ölümünden sonra tamamlanabilmiş. Bilmiyorum diğer arkadaşlar katılırlar mı ama ben mekânın ferahlığında ve aydınlığında bir oğlun annesinden alabileceği bir huzuru ilahi bir huzurla birleşmiş gibi hissettim. Gezi sonrası yaptığım birkaç araştırma da bu annesine düşkün oğul fikrini destekler nitelikteydi. Mekân ayrıca o güne kadar kullanılmamış yeni mimari üslupların denenmesi yönüyle de ayrıca görülmeye değerdi. Şanslıyız ki gittik, gördük.

Sonra efendim, gezinin asıl kısmı başladı. Üşüyen bedenlerimizi Dolmabahçe Sarayı’nın heybetli kapısına doğru çevirdik. Buraya kadar engin bilgisini bizden esirgemeyen sevgili Volkan, görevi uzman rehberimize devretti. Önce Selamlık dairesi inceden inceye gezildi. Süslemeler, kristal avizeler, her köşe başında bekleşen dev aynalar, el işi halılar, boy boy tablolar ve dekorasyon karşısında “Vay anasını, of süper, ihtişama bak!” nidaları gönüllü ekip arasında yükselmeye çoktan başlamıştı. Arada birkaç kişinin –yasak konusunda uyarılmıştık- duvarlara, perdelere, mermerlere dokunmamak için yanındaki kişiler tarafından zaptedildiğine de şahit oldum ben.

Girişteki Medhal salon, üst kata çıkarken geçtiğimiz Kristal merdiven, yabancı devlet elçilerinin kabul edildiği Süfera Salonu, padişahın huzuruna çıkılan Kırmızı Salon derken hepimizi en çok etkileyen Mustafa Kemal’in son günlerini geçirdiği mekânlarda dolaşmak oldu sanırım.

Bir saati aşan Selamlık Dairesi gezimizin ardından birer kahve ve sigara içimlik soluklanarak Harem Dairesine doğru yola koyulduk. Grup içindeki hanımların yüzyıllar önceki hemcinsleri adına oldukça iddiasız bulduğu bu mekân, Selamlık bölümüne göre daha sade, kendi halinde odalardan oluşuyordu. Minimalist eşyalarla döşenmiş çocuk odası ise içimizde sevgi pıtırcıkları uyandırdı – ne demekse- J

Hemen arkasından Camlı Köşk’e de göz atıp iyice acıkan karınlarımızı doyurmak, gördüklerimizi birbirimizle paylaşmak adına Tophane’ye doğru uzun ama keyifli bir yürüyüş gerçekleştirerek gezimizi tamamladık. Nargile ve sıcacık çaylar eşliğinde sohbetler koyulaştı, yeni arkadaşlıklar kuruldu, var olanlar güçlendi. Böylelikle bir gönüllü etkinliğinin daha mutlu mesut sonuna gelindi. Emeği geçen herkesin eline sağlık!

Hamiş: Merak edenler için, “Bezm-i Âlem” dünya meclisi olarak çevriliyor. Bu tamlama hem Valide Sultan’ın bir ön adı hem de Tanrı’nın ruhları dünyaya gönderirken onlardan yeryüzünde de kendisine biat etmeleri için aldığı bir söz anlamındadır.

Çilem Ulun

26 Şubat 2010 Cuma

2010 Gönüllüleri İstanbul’un Ustaları ile Tanışıyor

Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği’nin İstanbul’da yaşayan Usta’ların tespiti veritabanı ve harita oluşturabilmek için başlattığı İstanbul’un Ustaları projesine 2010 gönüllüleri de destek veriyor.

Şimdiye kadar 3 hazırlık toplantısı yapan gönüllüler bu süreçte, ekipler oluşturdu, fotoğrafçılarını ve görüşmecilerini belirledi, ustalarla iletişim kurdu ve görüşmelere başladı.

Hat, Ebru, Minyatür gibi Geleneksel Sanatlar alanında çalışan bu ustalar ile atölyelerinde bir araya gelebilmek ve onların çalışmalarından haberdar olabilmek için daha güzel bir fırsat düşünülemezdi.

Yapılan toplantılar sonucunda kurulan ekipler ;

Pazartesi ; Gülsüm Ketenoğlu, Nazlı Gülüm Köker, Musa Erbaş

Salı ; Yasemin Yıldırım, İlyas Hato, Nazlı Gülüm Köker

Perşembe ; İrem Gökseven, Melike Nihan, Selnur Şarman,

Cuma ; Gülbin Yılmaz, Melek Balcıoğlu, İrem Torlak, İsmail Akın

Cumartesi 1 ; Dicle Naz Ercan, Işıl Erbay, Muhammed Tüfekyapan

Cumartesi 2 ; Yasemin Yıldırım, Gülçin Şahin, Burcu Özkan,

Pazar ; Gülbin Yılmaz, Kaan Ersoy, Pınar Ertuna, Ayşe Sena Çıldır

Joker 1, Erdem İrtem, Damla Bayraktar, Ayşegül Bayraktar, Esti Saul

Joker 2 , Aysel Ünal, Burcu Kolbay, Elvan Palabıyık

İlk toplantıya da katılan ;

Emre Ertegün emreertegun@mynet.com ; Ekiplerin Koordinasyon Sorumlusu olarak,

Selnur Sarman selselnur@hotmail.com ; Ustalara telefonda proje hakkında bilgi vermek ve randevuları almak için,

Aysel Ünal aysel_unal@hotmail.com ; Yeni Ustalara ulaşmak amacıyla keşif çalışmaları yapmak için,

Erdem İrtem erdemirtem@gmail.com ise Ekiplerin Fotoğraf Koordinasyonunu sağlamak için,

Gönüllü oldular.

Her Cumartesi saat 17:00’de eğitim ve bilgilendirme amaçlı olarak ekiplerin en az birer temsilciyle toplantı yapmaları kararlaştırıldı.

Gönüllü Programı Mart ve Nisan ayları boyunca “İstanbul’un Ustaları Web Sitesi ve Haritası” projesinin gerçekleştirilmesi için yoğun bir mesai harcayacak. Sürece katkıda bulunmak isteyen tüm 2010 gönüllüleri Emre Ertegün emreertegun@mynet.com le iletişime geçebilirler.

12 Şubat 2010 Cuma

Yaşayan Kütüphane Başlıyor



13-14-16 Şubat / Ctesi-Pazar-Salı / 15:00 - 19:00 saatleri arasında

Mekan: The Hall - İstiklal Cad. Küçük Bayram Sokak, Hüseyinağa, Beyoğlu 0212 244 87 36‎


Yaşayan Kütüphane'de merak ettiğiniz kitaplarla "canlı" okuma yapabilirsiniz.
Daha önce ziyaret etmediyseniz bu defa kaçırmayın derim.


www.yasayankutuphane.net
http://yasayankutuphane.blogspot.com

3 Şubat 2010 Çarşamba

Okay Temiz'den 8. Ritmin günü Konseri

“Uzun bir yaz-a-mama“ araMdan sonra …

Okay Temiz konserini dinlerken hissettiklerim…

Nerede ve tövbeeee der gibi …

Tamam der

Tövbeliyim

Tamamdır

Tamamdır ahh!

Sapamam

Töredir

Ah!

Tamam değil

Yapamam

Tövbedir…

Daha çıkmadan

Daha sapmadan

Daha yapmadan

Yabadabada yabadadabadayabadadabada…

Tamam öyle

Bana bi cann …

Orda dur

Yapamam

Tamamdır

Okay Temiz ‘ i araştırmadan, yoğun bir ajans gününün ardından, arkadaşlarıma desteğe, gittim. Sahnede 3Hint, 1yaşlı amca, 1saksafon ve 1piyano çalan vardı.

Yaşlı amcanın etrafında bir ton vurmalı alet…Çaktırmadan ;burdayım, görmüyor musunuz? Dercesine önce arka planda çaldı.Sonra da sesini duyurdu…Güzel bir konserdi.

Enstrüman çalmamasına rağmen iyi bir uyum sağlıyordu hint teyzem. Sanki orkestranın şefi o’ydu. Çıkarttığı melodilerle ahenkli bir müzik dinletti bizlere…Onlara çok teşekkür ediyorum.

İroni ironi

Cap canlı

İroni ironi

Aman anam aman

İroni ironi

Baba

Yabba baba badayabadabada yabadabayadadabayadabadayada

Bana baba ana

Yetti kada

Yana baba

Yana ana baba

Takıldı

Takıldım

Orda dur

Yapamam

Takırdım.

Dinlemeyenler için küçük bir not:

Hint teyzemin çıkardığı seslerin beynimde yankılanarak kelimelere dökülmesidir şiirimsi olan yazı. Anlamsız görünebilir ama anlamlı kılmak için konseri dinlemenizi tavsiye ederim. O zaman bana hak vereceksiniz :)

Arkadaşlar,sizlere de çok teşekkürler!

Muhammet Günaydın – Ekip Koordinasyon Sorumlusu

Cenk Özer

Ezgi Kurt

Ahmet Kutalmış Akış

Cemile Karaçam

Berna Efeoğlu

Duygu Hocaoğlu

Pelin Arkın

Kenan Dursun

Yeşer Tokgöz

ve Şule Uslutekin'e de teşekkürler...

2 Şubat 2010 Salı

Gönüllüler Her Yerde


Dün, 2010 gönüllüleri İstanbul'un dört bir yanında çeşitli etkinliklerde boy gösterdiler. 14 Şubat'a kadar sürecek olan Antoni Muntadas Çalıştayı Sergisi'nin yerli ve yabancı ziyaretçilerine eşlik eden dört gönüllümüzün yanı sıra bir başka ekip kötü hava koşullarına rağmen Odakule önüne kurulan Açık Kutu İletişim Ofisi'nin eksiklerini gidermeye çalışıyordu. Türk Musukisi Vakfı'nın AKB Ajansı katkısıyla düzenlediği "İstanbul Mimarisi'nin Müziği" Konseri için TRT İstanbul Radyosunda da İstanbul Gönüllüleri vardı. Son olarak Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli ritm üstadı olan Okay Temiz ve Dünyaca ünlü ritm ustaları, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Gönüllülerimizin de destek verdiği gecede hayranlarıyla bir araya geldi. Şubat ayında ise bizleri, !F Bağımsız Filmler Festivali ve 2010 Ajansı'nın İstanbul Okulları'nda düzenlediği kültür-sanat şenlikleri bekliyor.
2010'da İstanbul Kültür Başkenti etkinlikleri 2010 gönüllüleriyle birlikte artık daha güzel, daha renkli...